Sevgili okurlarım, 
 
Ağrı, doktora başvuru sebeplerinin başında gelmektedir. Bu ağrıların önemli kısmını da bel ağrısı oluşturmaktadır. Türkiye’de kullanılan ilaçlara bakacak olursak en sık kullanılan ilaçların ağrı kesici olması biraz önce belirttiğim nedenden dolayı çok da şaşırtıcı değildir.  

Bel ağrılarını kabaca iki gruba ayırabiliriz: Mekanik ve iltihabi bel ağrıları. Mekanik bel ağrısından kastımız daha sıklıkla yürümeyle artan, bir şeyler taşıdıktan sonra şiddetlenen, dinlendikten sonra geçen, daha çok akşamları hastaları rahatsız eden ağrılardır. İltihabi ağrılar ise sabahları tutukluğunun eşlik ettiği ( ortalama yarım – bir saat ), dinlenmekle şiddetlenen, hareketle rahatlayan, gece ve sabaha karşı şiddetlenen, bir gün belin bir tarafında diğer gün öbür tarafında olan, ağrı kesicilere çok iyi yanıt veren ağrılardır. 

Evet mekanik ağrıların bel fıtığına bağlı olma ihtimali vardır, ancak iltihabi ağrıların fıtıkla genellikle bir alakası yoktur. Fakat hala bu hastalara yanlışlıkla bel fıtığı tanısı konulup, ameliyatlar yapılmaktadır. Bu ameliyatların faydadan çok zararı vardır çünkü bu hastalarda genelde çok farklı hastalıklar vardır. Bu hastalıkların belki de en önemlisi ankilozan spondilit’tir. İsmine aşina olmayanlar için Ahmet Mete Işıkara, Suna Pekuysal hastalığı dersem sanırım anımsarsınız. Ancak korkmayın, bu hastalığı olanların tedavisiz kalan bir kısmında o şekilde deformiteler gelişmektedir.   

Ankilozan spondilit; genelde genç erkeklerde görülen, iltihabi bel ağrısına eşlik eden topuk gibi kasların yapışma yerlerinin iltihabıyla seyreden, omurgada ciddi deformiteler bırakabilen kronik bir romatolojik hastalıktır. Toplumun yaklaşık binde 3’ünde görülür. Gözde ani, geçici görme kaybı eşlik edebilir. Tedavi edilmeyen hastalarda eklem hasarlarının yanında akciğer, kalp, böbrek gibi organlarda da çeşitli bozukluklar ortaya çıkabilir.  

Önemli olan hastalığın tanısının konulmasıdır. Son 10 yılda olan önemli gelişmelerden ilk yazılarımda bahsetmiştim. Bu gelişmelerden en büyük payı bu hastalık aldı desek yanlış olmaz. Uygun hastalarda akıllı tedaviler olarak adlandırabileceğimiz seçenekler hem şikayetleri büyük ölçüde geriletmiş, hem de olası deformitelerin ilerlemesini yavaşlatmıştır. Bu ilaçların enfeksiyonlara yatkınlık oluşturduğu doğrudur, ancak alınan önlemlerle korunma sağlanabilmektedir. İlaçların yanında egzersizin de tartışılmaz faydası vardır. İlk dönemlerde yüzme önerilmiştir, ancak fırsatı olmayan hastaların doktorlarına danışarak yapacakları egzersizler paha biçilmez öneme sahiptir.  
Benzer şikayetleri olan okurlarıma en yakın zamanda bir romatoloji uzmanına başvurmalarını tavsiye ediyorum. 

Herkese ağrısız günler diliyorum.  
 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×